Bize ile Bağlan

Genel

Samsun Olgunlaşma Enstitüsü Hizmete Açıldı

Yayınlanan

üzerinde

Samsun Olgunlaşma Enstitüsü Kültür Sanat Merkezi, Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer, eşi Nebahat Özer, Ticaret Bakanı Mehmet Muş ve eşi Ümmü Eymen Muş, Samsun Valisi Zülkif Dağlı, Samsun milletvekili Çiğdem Karaaslan, Ordu milletvekili Metin Gündoğdu, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir, Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürü Hüseyin Burak Fettahoğlu ve çok sayıda davetlinin katıldığı törenle hizmete açıldı. 

Törende bir konuşma yapan Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer, Samsun’un Cumhuriyet’in kuruluşunun ilk sembolik hareketlerinin başladığı şehir olduğunu belirterek burada bulunmaktan mutluluk duyduğunu kaydetti.

Bakan Mehmet Muş ile kabinede beraber çalışmaktan onur duyduğunu da belirten Özer, “Çok hızlı bir şekilde ülkemizin ticari kapasitesinin artmasındaki engelleri birer birer aşan kıymetli Bakanımızın bulunmuş olduğu şehirde bir açılış yapmak bana ayrı bir keyif veriyor. Ben inanıyorum ki Sayın Bakanımla Samsun çok büyük bir ekonomik kalkınmaya, sadece ekonomik anlamda da değil; üretimde, kültürde, sanatta, diğer alanlarda da çok büyük bir hamleye tanıklık edecek.” dedi.

Kendisinin de Ordu’dan destek vereceğini kaydeden Özer, “Karadeniz sahilinde inşallah Samsun’da, Ordu’da, Trabzon’da, kıymetli bakanlarımızla birlikte farklı bir renk, farklı bir iklimle ülkemizi kalkındırmak, daha güçlü kılmak için elimizden gelen çabayı sarf edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin son 20 yıl içinde eğitimde devrimsel bir dönüşüme tanıklık ettiğini ifade eden Özer, ülkelerin en kalıcı sermayesinin beşeri sermaye olduğunun altını çizerek “Beşeri sermayenin niteliğini arttırmada kullanılan en önemli enstrüman eğitim olmazsa, üretim olmaz, eğitim olmazsa geçmişten geleceğe iddialı bir şekilde yola yürümek mümkün olmaz, eğitim olmazsa sanat olmaz, eğitim olmazsa hiçbir şey olmaz.” dedi.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra diğer ülkelerin eğitimde okullaşma oranlarını artırmak için yatırım yaparak okullaşma oranlarını yüzde 90’ın üzerine çıkarttığını hatırlatan Özer, buna karşın Türkiye’de 2000’li yıllara gelindiğinde eğitim alanındaki manzaranın çok kötü olduğunu, 2000’li yıllarda 5 yaştaki okullaşma oranının yüzde 11, lisede yüzde 44, yükseköğretimde yüzde 14 seviyesinde olduğunu dile getirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde eğitimde devasa bir seferberlik başlatıldığını anlatan Özer, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Derslikler yapıldı, okullar yapıldı. 2000’li yıllarda Türkiye’deki 81 ilde derslik sayısı sadece 300 bindi. Bugün 857 bin dersliği olan bir ülkeyiz. İkinci hamle okullaşma oranını artırmak için yapılan hamle eğitimin demokratikleşmesi hamlesi oldu. Yani eğitimin önündeki tüm antidemokratik uygulamalar kaldırıldı.”

Eğitimdeki seferberliğin birinci ayağının fiziksel yatırımların yapılması, ikinci ayağın başörtüsü yasağı ve kat sayı uygulaması gibi antidemokratik uygulamaların kaldırılması, üçüncü ve en kritik ayağın ise eğitimde fırsat eşitliğini güçlendirmek için yürürlüğe sokulan sosyal politikalar olduğunu anlatan Bakan Özer, şunları kaydetti: “Bu ülkede son yirmi yılda kitaplar ücretsiz olarak dağıtılmaya başlandı. Yardımcı kaynakları biz geçen sene devreye soktuk. 190 milyon yardımcı kaynağı ücretsiz olarak dağıttık. Şartlı eğitim yardımları yürürlüğe sokuldu. Yani çocuğunu eğitime devam ettirme şartıyla ailelere finansman desteği sağlandı. Burslar verildi. Taşımalı eğitimle, eğitime erişemeyen o garibanlar ücretsiz bir şekilde taşımalı eğitim kapsamında okullarına kavuştular ve ücretsiz yemekler verilmeye başlandı ilk kez. Bunu başlatan zaten bu dönem bundan önce ücretsiz yemek diye bir şey yoktu. 1,8 milyon öğrenci ücretsiz yemek yiyordu. 6 Şubat tarihi itibarıyla biz bunu 5 milyona çıkardık. Okul öncesi eğitimdeki tüm çocuklarımıza, tüm yavrularımıza ücretsiz olarak yemek veriyoruz. Bu sosyal politikaların bugünkü maliyeti, son yirmi yıldaki sosyal politikaların maliyeti 525 milyar lira. Peki netice ne oldu? Netice şu oldu: Beş yaştaki okullaşma oranı yüzde 11’den yüzde 99,86’ya çıktı. Ortaöğretimdeki net okullaşma oranı yüzde 44’ten yüzde 99,17’ye çıktı. Yükseköğretimdeki net okullaşma oranı yüzde 14’lerden yüzde 47’lere çıktı. Yani son yirmi yıl, bu ülkenin beşeri sermayesini en bereketli bir şekilde kullandığı bir döneme tekabül etti.”

Bu uygulamaların iki kazananı olduğunu vurgulayan Bakan Özer, “Birincisi garibanlar. Hani o Türkiye Yüzyılı şarkısında ‘Mazlumlar söylesin, şarkılarını’ diyor ya. Mazlumlar şarkılarını söyledi bu dönemde. İkincisi de kadınlar oldu. Ortaöğretimdeki kızlarımızın okullaşma oranı ortalama yüzde 44 olmasına rağmen yüzde 39’du. Şu anda yüzde 99’a yükseldi. Kız çocuklarının okullaşma oranı, kadınların okullaşma oran ilk kez erkekleri geçti. Yükseköğretimde 2014 tarihinden itibaren kadınların okullaşma oranı erkekleri geçti.” dedi. Son bir yıldaki hamleyle, 6 bin 700 anaokulunu bir yılda oluşturularak 5 yaşta okul öncesi eğitimdeki okullaşma oranının yüzde 65’ten yüzde 99,86’ya çıkarıldığına vurgu yapan Bakan Özer, beş yaştaki okullaşma oranının böylece neredeyse yüzde 100’e ulaştığını kaydetti. Özer, bu süreçte aktif olarak gece gündüz demeden çalıştıkları için millî eğitim camiasına ve Emine Erdoğan’a ayrıca teşekkürlerini ifade etti.

Özer, Millî Eğitim Bakanlığı’nın sadece eğitim çağı nüfusuna eğitim vermediğine değinerek konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Aynı zamanda Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü kapsamında tüm yetişkinlerimize eğitim veriyoruz. Bunun iki tane kanalı var: Birisi halk eğitim merkezleri, diğeri de olgunlaşma enstitüleri. Halk eğitim merkezlerinde 5 binin üzerinde kursu vatandaşlarımıza bulundukları her yerde istedikleri kursları alabilme imkanını getirdik. Yıllardan beri başarılı bir şekilde uygulanıyor. 2021 yılında üç milyon dört milyon bazında vatandaş bu kurslardan yararlanmıştı. 2022 yılında hedefi büyüttük, dedik ki ayda bir milyon vatandaşımıza ulaşacağız. Bunun en önemli nedeni, çünkü bu kurslardan en fazla yararlananlar kadınlarımız. Onların istihdam edilebildiklerini desteklemek, yaşam becerilerini güçlendirmek, değişen taleplerine yönelik eğitim desteği sağlamaktı. 2022 yılı sonunda 12 milyon hedefimiz vardı. 13,5 milyon vatandaşımıza ulaştık. Burada en önemli katkılar, köy yaşam merkezleri oldu. Köy yaşam merkezlerinde sadece çocuklarımız için anaokulu ilkokulu desteği vermedik, aynı zamanda halk eğitim merkezleri kurduk. Oradaki vatandaşlarımızın çocuklarıyla, torunlarıyla aynı eğitim çatısı altında buluşmalarını sağladık ve 2023 yılında da 3 ay içerisinde 4,5 milyon vatandaşımıza eğitim hizmeti sağladık.”

Halk eğitim merkezleri ile yürütülen çalışmaların deprem bölgesinde de yoğun bir şekilde sürdürüldüğünü dile getiren Bakan Özer, “Aynı şeyi deprem bölgesinde de yaptık. Deprem bölgesinde o vatandaşlarımızın, kadınlarımızın özellikle, ihtiyaç duyduğu giysilerin üretilmesinde aktif olarak halk eğitim merkezlerimiz çalıştı. Bu vesileyle 6 Şubat depreminde kaybetmiş olduğumuz tüm canlarımıza da Allah’tan rahmet diliyorum. İnşallah devlet, millet el ele vererek hızlı bir şekilde bölgemiz tekrar eski günlerine dönecek.” diye konuştu.

“Olgunlaşma enstitülerinin amacı çok sembolik, yerli ve millî bir başlangıcı var”

Yetişkinlere verilen eğitimler konusunda halk eğitim merkezlerinin ardından ikinci kanalın da olgunlaşma enstitüleri olduğunu belirten Özer, olgunlaşma enstitülerinin çok kritik anlam taşıdığını söyledi. Özer, “Baktığınız zaman Cumhuriyetin kuruluşundan sonra hızlı bir şekilde devreye alınan kurumlar. Amacı çok sembolik.” dedi.

Özer, bu konuda olgunlaşma enstitülerinin Cumhuriyetin ilk yıllarındaki tarihi geçmişine işaret ederek şunları söyledi: “Tarihine bakarsanız; İstanbul’da Türk Müslüman kadın terzi yok. Hep azınlıklar var o dönemde. Sadece yerli el sanatları becerisi olan kadınları yetiştirmek için kuruluyor. Bu kadar aslında yerli, milli bir başlangıcı var. Zaman içerisinde Türkiye’nin farklı noktalarında dağılarak, o geçmişten günümüzde o dokumanın, el işlerinin, sanatın, modanın taşındığı kurumlar, taşıyıcı kuruluşları, kurumları olarak hizmet vermeye başlıyor. Emine Erdoğan hanımefendi buraya da dokundu. Burayı farklı bir konsepte taşımaya çalıştı. Yani ‘sadece geleneksel üretim teknolojileriyle sınırlı kalmasın, günümüzde de kullanılabilir ürünlere dönüştürüp geleceğe yani günümüze taşımayla ilgili bir misyon üstlensin.’ ve bu kapsamda işte İstanbul’da Beyoğlu Olgunlaşma Enstitüsünün Bohça ile yeni mi markayla tanışması, diğer alanlardaki olgunlaşma enstitülerinde de farklı açılımlarla bu devreye girdi. Ben eşime de teşekkür ediyorum.”

Özer, buradaki amacın; mümkün olduğunca şehirlerin kimlikli ve karakterli binalarında olgunlaşma enstitülerinin atölyelerini, müzelerini, satış ofislerini ve aynı zamanda kültürle ilgili de kütüphanelerini, vatandaşın zaman geçireceği sosyal mekanlar halinde yaşam merkezine ve tarihi binalar içerisinde kalp atışlarının yaşandığı mekanlara dönüştürmek olduğunu anlattı. Bunun da ilk adımının Emine Erdoğan’ın katıldığı açılış programıyla İzmir’de atıldığını kaydeden Özer, şimdi de Samsun’a değerli bir binayı kazandırmış olduklarını ifade etti. Özer, emeği geçen herkese teşekkürlerini iletti.

Olgunlaşma Enstitüleri

Olgunlaşma Enstitüleri kültürel değerleri araştıran, gün yüzüne çıkaran, arşivleyen, geleneksel sanatları geçmişten geleceğe taşıyarak gelecek kuşaklara aktaran ulusal ve uluslararası alanlarda tanıtımını sağlayan eğitim kurumları olarak hizmet veriyor. Kurumlarda sanatsal ağırlıklı eğitim ve üretim çalışmalarının yanı sıra kurs programları da uygulanıyor. 2022 yılında açılan 6 yeni kurum ile birlikte 29 ilde 30 Olgunlaşma enstitüsü sayısına ulaşıldı. 2021 yılında 6 bin 830 olan ürün tasarım tescil sayısı ise 13 bine çıktı. Kurumlar kendi bünyelerinde bulunan mağazalardan  ve online olarak ürün satışları yapıyor. Ayrıca tüm olgunlaşma enstitülerinde çalışılanların el emeği göz nuru seçkin eserleri Bohça markası altında toplandı. İstanbul’da biri Beyoğlu diğeri Galataport’ta olmak üzere iki farklı lokasyonda mağazalar bulunuyor.

Okumaya Devam
Yorum İçin Tıklayın

Bir Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ekonomi

Türkiye’nin İlk Çift Yakıtlı Römorkörü BOTAŞ İçin İnşa Ediliyor

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Sektörde 55 yıllık tecrübesiyle Türkiye’nin en köklü römorkörcülük teşkilatına sahip BOTAŞ için ülkemizde ilk kez çift yakıt sistemine sahip römorkör inşa ediliyor.

Uzmar Tersanesi tarafından BOTAŞ için inşa edilecek Türkiye’nin ilk çift yakıt sistemine sahip Voith traktör tipi pervaneli römorkörlerin sac kesim töreni 29 Mart 2023 tarihinde Kocaeli Serbest Bölgesi’nde yapıldı.

Tören BOTAŞ Petrol İşletmeleri Bölge Müdürü Mehmet TECİMEN, Uzmar Denizcilik Yönetim Kurulu Başkanı A.Noyan ALTUĞ ve Kocaeli Vali Yardımcısı İsmail GÜLTEKİN’in katılımlarıyla gerçekleşti.

Törende BOTAŞ’ın denizcilik faaliyetleri ile ilgili bilgi veren Mehmet TECİMEN, “BOTAŞ’ın römorkörcülük, kılavuzluk, palamarcılık teşkilatı ve denizde yangın ve kirlilikle mücadele alanında 55 yıllık tecrübeye sahip olduğunu aktardı. TECİMEN, köklü tecrübesiyle denizcilik faaliyetlerini başarıyla sürdüren BOTAŞ’ın filosunda hâlihazırda 14 römorkör bulunduğunu belirtti.

Dünyada sınırlı sayıda bulunan ve ülkemizin ilk Türk bayraklı FSRU gemisi olan Ertuğrul Gazi’nin 2021 yılında Dörtyol Terminalinde faaliyetine başladığını aktaran BOTAŞ Petrol İşletmeleri Bölge Müdürü Mehmet TECİMEN; BOTAŞ’ın enerji arz güvenliğine yönelik geleceğin adımlarını bugünden attığını vurguladığı konuşmasına şöyle devam etti:

“İlklerin adresi bir Kuruluş olarak yine bir ilke imza atacak olmanın mutluluk ve gururunu yaşıyoruz. Ülkemizin ve BOTAŞ’ın sürdürülebilir, teknolojik ve evrensel hedeflerine bir yenisini daha ekleyecek olmanın sevincini yaşıyoruz. Dual-Fuel (çift yakıtlı) olarak inşa edilecek 2 römorkörümüzün ülkemize, denizcilik sektörüne ve BOTAŞ’a hayırlı uğurlu olmasını temenni ederim.”

Yeni Römorkörler Yakıt Olarak LNG de Kullanabiliyor

39 Metre boya ve 15 metre genişliğe sahip römorkörler 12 mil sürat kapasitesi ile BOTAŞ limanlarında hizmet verecek. İnşa edilecek römorkörler; asgari 80 ton çekme gücü, her biri 3.000 kW olmak üzere toplam 6.000 kW gücünde 2 Dual-Fuel (yakıt olarak LNG ve dizel kullanabilen) ana makineye, Voith pervane sistemine ve Fi-Fi1 yangın söndürme kapasitesine sahip olacak. 

Gerçekleştirilecek Römorkör Temini Projesi ile BOTAŞ’ın römorkör filosunun daha da büyütülmesi, gençleştirilmesi, çekiş gücünün artırılması, sürdürülebilir ve çevreci operasyonlar gerçekleştirebilmesi ve ekonomik yakıt kullanımı amaçlanıyor.

Okumaya Devam

Genel

BOTAŞ’a İç Denetim Farkındalık Ödülü

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Türkiye’deki iç denetim profesyonellerinin meslek örgütü olan Türkiye İç Denetim Enstitüsü’nün (TİDE), iç denetimde farkındalık yaratmak amacıyla düzenlediği Farkındalık Ödül Töreni, 11 Mayıs 2023 tarihinde İstanbul’da gerçekleşti.

Bu yıl 13.’sü düzenlenen ödül töreninde, mesleki farkındalığın gelişimi ve yaygınlaşmasına katkıda bulunan ve toplumsal alanda fark yaratan kurum ve kişiler ödüllendirildi.

Uluslararası İç Denetçiler Enstitüsü (IIA) ve Avrupa İç Denetim Enstitüleri Konfederasyonu (ECIIA)’nun temsilcisi olan, 900’den fazla kurumu temsil eden ve 3000’e yakın üyesi bulunan, mesleğin profesyonellerinin yetkinlikleri, finans ve reel sektör şirketleri ile kamu kurum ve kuruluşlarının kurumsal yönetim kalitesi, mesleğin akademik gelişimi için çeşitli hizmetler sunan Türkiye İç Denetim Enstitüsü (TİDE) tarafından; iç denetim alanında öncü kişi ve kurumları takdir etmek amacıyla düzenlenen Farkındalık Ödülleri kapsamında BOTAŞ ödüle layık görüldü.

Enerji sektörünün lider Kuruluşu BOTAŞ, uluslararası geçerliliği bulunan CIA (Certified Internal Auditor) ve CISA (Certified Information Systems Auditor) sertifikalarının alınmasında çalışanlarını destekleyerek sürekli profesyonel gelişim konusuna verdiği önemi aldığı ödülle taçlandırdı.

Bu kapsamda, iç denetim mesleğinin uluslararası standartlar çerçevesinde yürütülmesi kapsamında BOTAŞ, Kurumsal Farkındalık ana kategorisinde Sertifikasyon Farkındalığı Ödülü’ne layık görüldü.

Okumaya Devam

Genel

Akkuyu NGS “Nükleer Tesis” Statüsüne Kavuştu

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, ilk taze nükleer yakıtın gelmesiyle Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin (NGS) “nükleer tesis” statüsüne kavuştuğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in videokonferans yöntemiyle katıldığı Akkuyu NGS İlk Nükleer Yakıt Getirme Töreni’nde konuşan Bakan Dönmez, “Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği ve kararlılığı sayesinde Akkuyu için ilk imzayı 2010 yılında atmıştık. 2018’de Akkuyu’nun temeline ilk harcı döktük. Şu an 4 reaktörün inşası aynı anda devam ediyor ve bugün nükleer enerji yolculuğumuzda bir mihenk taşını daha geride bırakıyoruz. Akkuyu NGS’ye ilk taze nükleer yakıt getirme töreniyle Akkuyu artık ‘nükleer tesis’ statüsüne kavuşuyor.” ifadelerini kullandı.

Dönmez, nükleer enerjinin Türkiye için artık uzak bir hedef olmadığını ifade ederek, “İçinde bulunduğumuz saha Türkiye’nin nükleer enerji hedefinin ete kemiğe büründüğünün en açık göstergesi. Önümüzdeki yıl nükleer enerjiden elektrik üretmeye de başlıyoruz. Türkiyemizin enerji kaynaklarına bir yenisini daha ekleyerek enerji portföyümüzü de çeşitlendirmiş olacağız.” diye konuştu.

Akkuyu NGS’nin Türkiye Cumhuriyeti tarihinin tek kalemdeki en büyük yatırımı olarak her gün biraz daha yükselmeye devam ettiğini kaydeden Dönmez, “4 reaktör 60+20, toplamda 80 yıl işletme süresi boyunca, 7 gün 24 saat güvenilir, kesintisiz, sürdürülebilir ve çevre dostu olacak. Yıllık elektrik ihtiyacımızın yaklaşık yüzde 10’unu bu tesisten, Akkuyu NGS’den karşılayacağız. Burada üreteceğimiz yıllık 35 milyar kilovatsaat elektrikle yıllık 7 milyar metreküp doğal gaz ithalatı ve 35 milyon ton karbon salımının önüne geçmiş olacağız.” ifadelerini kullandı.

“Akkuyu, Türkiye Yüzyılı’nın yeni nesil enerjisi olacak”

Dönmez, “Türkiye Yüzyılı ile yeni hedeflere yürüyen Türkiye’nin enerjisini uzun yıllar boyunca bu tesis karşılayacak. Akkuyu, Türkiye Yüzyılı’nın yeni nesil enerjisi olacak.” değerlendirmesinde bulundu.

Bu amaç uğruna büyük bir emek sarf edildiğini vurgulayan Dönmez, “Bugün dünyanın en büyük nükleer güç santrali inşası halihazırda Türkiye’de yükseliyor. Sahada en yoğun dönemde yaklaşık 30 bin kişi görev aldı. Bu rakam, santralin de içinde bulunduğu Gülnar ilçemizin nüfusuna denk bir rakam.” dedi.

Dönmez, Akkuyu NGS’nin 550 bin bağımsız parçadan oluşacağını belirterek, “Burada sadece inşaat değil, elektronik, mekanik, makine ve imalat sanayimiz ve bunların alt dallarıyla birlikte dev bir endüstri çalışıyor. Türkiye’nin yeni enerjisi Akkuyu, yeni nesil enerji teknolojilerinin geliştirilmesinde de öncü bir rol oynayacak.” diye konuştu.

Akkuyu NGS’nin Türkiye için bir elektrik santralinden öte bir anlam taşıdığını ifade eden Dönmez, şunları kaydetti:

“Burası Türkiye’nin gelecekte kuracağı nükleer enerji endüstrisinin de referans noktası olacak. Bu maksatla 317 öğrencimizi Rusya’da nükleer enerji eğitimine gönderdik. Yine buna ilave olarak, Mili Eğitim Bakanlığı bursu ile 500 öğrencimiz daha yurt dışında eğitim görmek için seçildi. Her birinin bilgi ve tecrübesiyle geriden geldiğimiz nükleer enerji yolculuğunda arayı hızlı bir şekilde kapatacağız ve şuna inanıyorum ki enerjinin diğer alanlarında olduğu gibi nükleerde de Türkiye’ye özgü, kendimize özgü yeni teknolojileri geliştireceğiz.”

Nükleer yakıt Rusya’dan hava yoluyla geldi

Rusya’dan önceki gece havayolu ile yüksek güvenlik tedbirleri eşliğinde getirilen uranyum peletlerinden oluşan nükleer yakıt ilk etapta Adana Havalimanı’na getirildi. Burada 3 tıra yüklenen yakıt, ardından kara yoluyla Akkuyu NGS sahasına taşındı. Koruyucu kaplarda taşınan ve radyasyon ölçümleri yapılan uranyum peletleri herhangi bir güvenlik riski taşımıyor.

Türkiye ile Rusya arasında 12 Mayıs 2010’da imzalanan hükümetler arası anlaşma kapsamında Mersin’in Gülnar ilçesine bağlı Büyükeceli bölgesinde yapımı devam eden Akkuyu NGS’nin birinci ünitesinin temeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in videokonferans yöntemiyle katıldığı törenle 3 Nisan 2018’de atıldı.

Bundan 2 yıl sonra, 8 Nisan 2020’de ikinci ünitenin inşasına başlanmasıyla çalışmaların ivme kazandığı projede, üçüncü güç ünitesine ilk beton 10 Mart 2021’de dökülürken, dördüncü ve son ünitenin temeli ise 21 Temmuz 2022’de atıldı.

İnşaat ve montaj çalışmalarının yüzde 40’ı Türk şirketlere ait projede, şimdiye kadar 400’ü aşkın Türk şirketi sahada hizmet sağladı. Türkiye, projenin geliştirme ve işletme aşamalarında Türk şirketlerinin ve Türk çalışanların olmasına büyük önem veriyor.

Bu çerçevede Akkuyu NGS projesinde bazı tesislerin inşaat işlerinin yüklenicisi konumundaki Titan-2 IC İçtaş İnşaat AŞ ortak girişimi, Rus şirketi Concern Titan-2 AŞ ile IC İçtaş İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ’den oluşturuldu. Böylece projenin her safhasında IC İçtaş ve diğer Türk şirketlerinin de katkısının olması sağlandı.

Türkiye için sembol bir proje olan Akkuyu NGS, yerli yüklenici ve sanayicileri desteklerken, Türk işçi ve mühendislerin nükleer teknolojiyle ilgili bilgi birikimlerinin oluşmasına da imkan sağlayacak.

Akkuyu NGS’de ilk ünitenin, yapılacak ön testlerin ve hazırlıkların ardından devreye alınması planlanıyor. Diğer 3 ünitenin de birer yıl arayla faaliyete geçmesi hedefleniyor.

Okumaya Devam

GÜNDEM