Bize ile Bağlan

Gündem

Bakan Murat Kurum: Afet Erken Uyarı İstasyonlarını Yaygınlaştıracağız

Yayınlanan

üzerinde

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde gerçekleşen Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli Değerlendirme toplantısı sonrası yaptığı açıklamasında, “Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli çalışmaları ülkemizi ve İstanbul’umuzu olası bir deprem karşısında da daha güçlü hale getirecek. 135 hocamızla, kamu kuruluşlarımızdan temsilcilerimizle birlikte 3’üncü toplantımızı tamamladık. Türkiye’nin çevre aklı, şehircilik aklı bugün bu salondadır. Bu akıl aslında milletimizin, milletimizin evlatlarının ortak aklıdır. Tüm afet türlerine dair erken uyarı gözlem istasyonlarını da 81 ilde yaygınlaştıracağız. Ortaöğretim, lisans ve lisansüstü eğitim statülerinde afet bilgisi derslerinin yaygınlaştırılması, vatandaşlarımızın bilinçlendirilmesi adına bu çalışmaları da hayata geçiriyor olacağız. Zemin etüt çalışmasını kamusal bir denetimin yapılmasını zorunlu hale getirecek düzenlemeyi hayata geçireceğiz. Bina kimlik belgesi sistemini, bu binaların denetimini düzenli yaparak hayata geçireceğiz. Türkiye’deki tüm binalarda da aynı şekilde periyodik muayenelere tabi olacaklar. Depremi her zaman bir milli güvenlik meselesi olarak gördük, görmeye de devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, toplantı sonrası yaptığı açıklamada “Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli çalışmaları ülkemizi ve İstanbul’umuzu olası bir deprem karşısında da daha güçlü hale getirecek.” dedi.

Kahramanmaraş depremlerinin ardından Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli çalışmaları kapsamında uzmanların, bilim insanlarının ve akademisyenlerin katılımıyla oluşturulan kurul bugün 3’üncü toplantıyı gerçekleştirmek üzere İstanbul Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde toplandı.

Toplantıda, Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen 11 ilde, kurul üyelerinin geçtiğimiz hafta yaptığı saha incelemeleri dinlenerek, yapılacak çalışmalar ve olası İstanbul depremine karşı alınacak tedbirler ele alındı. 

“Hazırlanan bu modelle afet öncesinde, sonrasında ve yine afet anında tüm aşamaları, tüm süreçleri takip edebilmek, daha iyisini yapabilmek amacıyla bu kurulumuzla birlikte süreci yürütüyoruz”

Toplantı sonrası açıklama yapan Bakan Kurum, kurulların afet öncesi, sırası ve sonrasında tüm süreci kapsayan çalışmalar yaptığını belirterek, “Ülkemizin başta deprem olmak üzere, sel heyelan yangın gibi afetlere karşı hazırlıklı olması için, şehirlerimizin ülkemizin direncini arttırmak için hazırlanan bu modeli afet öncesinde, sonrasında ve yine afet anında tüm aşamaları, tüm süreçleri takip edebilmek, daha iyisini daha güzelini yapabilmek amacıyla bu kurulumuzla birlikte süreci yürütüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın ilanının akabinde ülkemizin her yerinde yankı bulan bu çalışmaya dair de toplantılarımızın ilkini 3 Mart’ta, 2’ncisini de 10 Mart’ta deprem bölgesinde Gaziantep’te geçirdik. Bu toplantılarda 13 alt kurul oluşturduk. Kurullarımızın yine görev alanlarını, vazifelerini belirledik. Milletimizle paylaştık.” dedi.

“İstanbul’umuzda 81 il ve 922 ilçemizin, on binlerce köyümüzün afetlere karşı dirençli hale getirilmesi için 135 tane hocamızla, kamu kuruluşlarımızdan temsilcilerimizle birlikte 3’üncü toplantımızı tamamladık”

Toplantının ana gündem maddesinin Kahramanmaraş merkezli depremler olduğunu belirten Bakan Kurum, “Bugünde yine İstanbul’umuzda 81 il ve 922 ilçemizin, on binlerce köyümüzün afetlere karşı dirençli hale getirilmesi için 135 tane hocamızla, kamu kuruluşlarımızdan temsilcilerimizle birlikte 3’üncü toplantımızı tamamladık. Bu toplantı çerçevesinde de ana gündem maddemiz yine Kahramanmaraş merkezli depremlerimizdi. Devletimiz 11 ilimizde, gerek arama-kurtarma faaliyetlerini gerek inşa faaliyetlerini gerek kalıcı konutlarla ilgili yapım sürecini eş zamanlı bilim insanlarımızın katkılarıyla önerileriyle çalışmalarıyla yürütmektedir. Tüm deprem bölgesindeki hasar tespit çalışmalarımızı bu kapsamda tamamladık ve deprem bölgesindeki illerimizde 876 bin 125 bağımsız bölümden oluşan 312 bin binanın yıkık, acil yıkık, yıkılacak yıkılmış ve ya orta hasarlı olduğunun tespitini yaptık ve yine bugün itibariyle 78 bin konutumuzun ve köy evimizin yapım sürecini başlatmış olduk. 42 bin konutumuzun 11 ilde ilçelerimizde köylerimizde eş zamanlı olarak temellerini attık.” ifadelerini kullandı.

“Deprem bölgesinde 936 küçük sanayi sitesinin de inşa sürecini Yapı İşleri Genel Müdürlüğü’müz ile başlatmış olduk”

Bakan Kurum, deprem bölgesinde ticaretin hareketliliğe kavuşmasının da önemli olduğunu vurgulayarak, “AFAD’ımızın koordinasyonunda, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’mızla birlikte sanayi tesislerimizin ayağa kaldırılması adına bir süreç yönetiyoruz. Bu kapsamda 936 küçük sanayi sitesinin de inşa sürecini Yapı İşleri Genel Müdürlüğü’müz ile başlatmış olduk. Bu kapsamda sanayimizin de ayağa kalkması, şehirlerimizde hayatın yeniden normale dönmesi adına burada ki istihdam adına şehirlerimize vatandaşlarımızın dönmesi adına çok çok önemli. Bu süreci de vatandaşlarımızla görüşerek istişare halinde yürütüyoruz.” dedi.

“Toplamda 650 bin konutun yapımını 11 ilimizde başlatmış olacağız ve yeni evine kavuşmayan hiçbir vatandaşımızı bırakmayacağız”

Diğer taraftan 11 ilde 319 bin konutumuzun temellerinin de mayıs ayı sonuna kadar atılacağını ifaden eden Bakan Kurum, “Temellerini atmış olduğumuz bu konutları da bir yıl içerisinde vatandaşlarımıza kardeşlerimize teslim edeceğiz. Ardından da hasar tespitlerle birlikte gerek rezerv alanlarda gerek şehrin merkezinde yapacağımız çalışmalarla birlikte toplamda 650 bin konutun yapımını 11 ilimizde başlatmış olacağız ve yeni evine kavuşmayan hiçbir vatandaşımızı bırakmayacağız.” dedi.

“Depremi her zaman bir milli güvenlik meselesi olarak gördük, görmeye de devam edeceğiz”

Ülkemiz aktif fay hatları üzerinde bulunuyor ve nüfusumuzun yerleşim yerine baktığınızda neredeyse yüzde 70’i 70’den fazlası deprem bölgelerinde yaşıyor. Bu yüzden depremi her zaman bir milli güvenlik meselesi olarak gördük, görmeye de devam edeceğiz. İşte Elazığ, Malatya, İzmir ve en son Kahramanmaraş depremleri de bunun en üzücü örnekleri olmuştur. Yine bugün iklim kriziyle karşı karşıyayız. Baktığınızda tüm dünyanın etkilendiği ülkemizin de Akdeniz havzasında yer alması sebebiyle iklim değişikliğinin etkilerinden sıklıkla etkilendiğini artık son yıllarda görüyoruz. Marmara Denizi’nde müsilaj, Sinop, Kastamonu, Bartın’daki sel felaketleri Antalya ve Muğla’daki yangınlarda bu krizin sonuçları olarak karşımıza çıkıyor.” diye konuştu.

“Kentsel dönüşüm sürecini de kararlı bir şekilde yürütmeye gayret gösteriyoruz ki bu kapsamda bugüne kadar 3.3 milyon konutun dönüşümünü tamamladık”

Bakan Kurum, kentsel dönüşüm sürecinin de hız kesmeden sürdürüldüğünü belirterek, şunları söyledi:
“Sayın Cumhurbaşkanımızın bu kapsamda 2012 yılında başlattığı, kentsel dönüşümle de birlikte de şehirlerimizde kentsel dönüşüm sürecini de kararlı bir şekilde yürütmeye gayret gösteriyoruz ki bu kapsamda bugüne kadar 3.3 milyon konutun dönüşümünü tamamladık. Yine şehirlerimizi dirençli hale getirebilmek amacıyla da TOKİ başkanlığımızla birlikte sosyal konut üretmek suretiyle 37 bin sosyal donatısıyla birlikte şehirlerimizi dirençli hale getirecek 1.2 milyon konutun da üretimini tamamlamış olduk. Bu çalışmalarla etkin yapı denetimin sistemiyle birlikte de aslında bugüne kadar yapmış olduğumuz çalışmalar; 6.6 milyon ev ve iş yerinin yani nüfusumuzun neredeyse yüzde 65’ini de güvence altına almış durumda.“

“Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli çalışmaları ülkemizi ve İstanbul’umuzu olası bir deprem karşısında da daha güçlü hale getirecek”

Bakan Kurum, Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli çalışmaları ile afetlere karşı daha güçlü hale gelineceğinin altını çizerek, “Bu birlikteliğimiz buradaki hazirunla yapmış olduğumuz çalışmalar ülkemizi ve İstanbul’umuzu olası bir deprem karşısında da daha güçlü hale getireceğine biz yürekten inanıyoruz ve halihazırda da ülkemizin 81 ilinde 270 bini bulan afet konutumuz ki bunun 90 bini İstanbul’umuzun 39 ilçesinde yer almaktadır. Kentsel dönüşüm çalışmalarımızı da daha da hızlandıracak adımları da hep birlikte atıyor olacağız. Tabii bu depremin yaralarını da bilimin dışında bilim insanlarımızla birlikte ortak çalışma grupları ile birlikte jeolojiden jeofiziğe şehir bölge planlamasından inşaat mühendisliğine kadar tarih hukuk yine profesörlerimiz buradaki uzmanlarımızla iktisattan afet yönetimine kadar birçok alanda çalışan bilim insanlarımızla beraber sarmaya gayret gösteriyoruz.” dedi.

“Türkiye’nin aslında bir taraftan baktığınızda çevre aklı, şehircilik aklı bugün bu salondadır. Bu akıl aslında milletimizin, milletimizin evlatlarının ortak aklıdır”

Gaziantep, İstanbul ve Ankara’da bu çalışmalar kapsamında üç ofis açtıklarını belirten Bakan Kurum, şunları ifade etti:
“Bu ofislerimiz en aktif şekilde hocalarımızla birlikte burada her türlü çalışmayı yapabilecek imkâna ve altyapıya sahip. Geçtiğimiz hafta kurullarımız da yine deprem bölgesinde hocalarımız detaylı bir şekilde inceleme yaptılar. Gerek enkaz alanlarında gerek kamu binalarıyla ilgili tespitlerini yaptılar ve raporlarında Ulusal Risk Modeli Sekretaryasına sundular. Milletimize özellikle ifade etmek isterim ki; şu an bu masada yıllarını afet, iklim, çevre, doğa ulusal ve uluslararası çalışmalar yapmış ve alanında kendini kanıtlamış hem ülkemiz hem de uluslararası alanında gerekli liyakate, beceriye, bilgiye sahip hocalarımız var. Türkiye’nin aslında bir taraftan da baktığınızda çevre aklı, şehircilik aklı bugün bu salondadır. Bu akıl aslında milletimizin, milletimizin evlatlarının ortak aklıdır. Ben bu uzun soluklu süreçte bizlerden, şehirlerimizden katkılarını esirgemeyen buradaki tüm haziruna tüm hocalarımıza şükranlarımı sunuyorum.”

“Tüm afet türlerine dair erken uyarı gözlem istasyonlarını da 81 ilde yaygınlaştıracağız”

Bakan Kurum, Ulusal Risk Kalkanı Modelinin hayata geçmesiyle birlikte yapılan çalışmaların değerlendirilmesi sonucunda varılan kararlara ilişkin şunları söyledi:

“13 grubumuz kendi alanında çalıştılar ve yapmış oldukları çalışmalar çerçevesindeki ön tespitler ve bu ön tespitlerle birlikte yine atılması gereken adımları bir bir belirlemiş oldular. Bunları yaparken de işin bugününü ve bugün alınması gereken tedbirleri ve önümüzdeki süreçte yapılması gereken hem mevzuat düzenlemeleri hem yönetmelik düzenlemeleri hem anayasaya ilişkin düzenlemeleri dahi kurullarımız hocalarımız 13 grup olmak üzere görüşmelerini yapıyorlar ve bu kararları alıyorlar. Bu çerçevede afet riski yüksek bölgelerde barınma alanlarına dair altyapıyı hızlıca kuracağız. Bugün AFAD Başkanımız yine AFAD’tan kıymetli hocalarımız, genel müdürlerimizde bu çerçevede sunumlarını yaptılar. Hocalarımızın da fikirleri doğrusunda bu çalışmaları daha da güçlendirecek, şehirlerimizdeki altyapıyı hazır hale getirecek toplanma alanları dâhil millet bahçelerimiz dâhil olası afetlere karşı şehirlerimizi hazırlıklı hale getirecek adımları atacağız. Son derece kritik bir çalışma alanı olan tüm afet türlerine dair erken uyarı gözlem istasyonlarını da 81 ilde yaygınlaştıracağız. Sel afetine ilişkin, deprem afetine ilişkin buradaki heyelan riskine, taşkın riskine ilişkin tüm afetlere ilişkin erken uyarı sistemini de hayata İnşallah 81 ilimizde geçiriyor olacağız.”

“Ortaöğretim, lisans ve lisansüstü eğitim statülerinde afet bilgisi derslerinin yaygınlaştırılması, vatandaşlarımızın bilinçlendirilmesi adına bu çalışmaları da hayata geçiriyor olacağız”

Bakan Kurum, tüm millet bahçelerinin, afet toplanma alanı ve geçici barınma bölgesi konseptlerine uygun hale getirileceğini belirterek, “Bunun için de ihtiyaç duyulan tüm ekipmanlar olası afetlerde ihtiyaç duyulan ekipmanları ve bu noktadaki teknolojileri süratle bu alanlara yerleştiriyor olacağız. Bu alanlarda vatandaşımız olası afetlerde geçici barınma ihtiyacını, iaşe ihtiyacını, sağlık ihtiyaçlarını giderebilecek altyapıya sahip olacak. Buna ilişkin hem mevcut alanlarımıza çalışma yapacağız hem de yeni yapılacak alanlara ilişkin de bu altyapıların kurulmasını zorunlu hale getireceğiz. Bir taraftan da eğitim noktasında vatandaşımızı bilinçlendirme noktasında çalışmalar yapılmasını kurul üyelerimiz öngördüler ve bu konuda da bir karar aldılar. Millî Eğitim Bakanlığımızla birlikte yine üniversitelerimize birlikte yürütüyor olacağız. Gerek ortaöğretim, lisans ve lisansüstü eğitim statülerinde afet bilgisi derslerinin yaygınlaştırılması afetin bu noktada tüm kurumlarımızla çocukluktan gençlikten itibaren vatandaşlarımızın bilinçlendirilmesi adına bu çalışmaları da hayata geçiriyor olacağız.” şeklinde konuştu.

“Tüm iletişimin tek elden AFAD koordinasyonunda yürütülmesi ve şehirlerimizdeki sabit ve mobil baz istasyonlarına dair verimlilik çalışmaların yapılması acilen karar alınmıştır”

Afet alanında iletişimin kesintisiz sağlanmasının çok önemli olduğunun altını çizen Bakan Kurum, “Bu noktada gerek mevcut baz istasyonlarının depreme karşı güçlendirilmesi gerekse afet alanındaki yine AFAD’ımızın bu konudaki yapmış olduğu çalışma çerçevesinde tüm iletişimin tek elden AFAD koordinasyonunda yürütülmesi ve şehirlerimizdeki sabit ve mobil baz istasyonlarına dair verimlilik çalışmaların yapılması acilen karar alınmıştır. Bu kapsamda alınan kararlar da uygulamaya geçirilecektir. Tüm çalışmalarımıza altlık olacak ve çok kritik öneme sahip olan Türkiye’deki diri fay haritası ve diğer afet türlerine dair risk haritalarının güncellemelerinin de yine burada hocalarımızla birlikte yapacağız ki bu güncellemeleri yaparak dijitalleştirmek suretiyle tüm altlığı da milletimize 7 gün 24 saat kesintisiz bir şekilde paylaşır hale geleceğiz ki yapılacak çalışmalar yine uygulanacak projeler de bu kapsamda bu verilerin ışığında uygulanacaktır uygulanmasını sağlanacaktır.” ifadelerini kullandı.

“Zemin etüt çalışmasını kamusal bir denetimin yapılmasını zorunlu hale getirecek düzenlemeyi hayata geçireceğiz”

Bakan Kurum, binaların yapımından önce detaylı zemin etüt çalışması yapmanın önemine vurgu yaparak, “İnşa faaliyetlerinin olmazsa olmazı da mikro bölgeleme etütleri. Ülkemizin bu noktada en ücra köşesinde yapılan inşaat faaliyetlerine kadar mikro bölgeleme çalışmasını, ayrıntılı jeolojik etüt çalışmasını 81 ilimize yaygınlaştıracağız. Jeolojik etütlerle alakalı olarak nasıl ki; yapı denetim sisteminde binanın denetimi söz konusuysa zemin etüdüyle kamusal bir denetimin yapılmasını zorunlu hale getirecek düzenlemeyi de hayata geçireceğiz.” dedi.

“Gerekirse radye temel kullanımını bazı bölgelerde zorunlu hale getirecek adımları atacağız”

Bakan Kurum, yürüttükleri çalışmalar kapsamında riskli bölgelerde imara kapatılması gereken alanların tespit ettiklerini ifade ederek, “Bu çerçevede heyelan riski, afet riskinin yüksek olduğu alanlarda kat yüksekliklerini de sınırlandıracağız. Mümkün olan hemen hemen her alanda, bilhassa deprem bölgesinde radye temel kullanımını gerekirse bazı yerlerde zorunlu hale getirecek adımları atacağız. Bu noktada TOKİ’miz çok önemli bir sınav verdi. Deprem bölgesi olan 11 ilde 143 bin konutumuz dimdik ayakta kaldı. TOKİ binalarında yaşayan 600 bin insanımızın burnu bile kanamadı. Tabi tüm bu çalışmalarda görevlendirilmek üzere binlerce mimar, mühendis ve şehir planlayıcı istihdamı gerçekleştireceğiz. Bir binada onlarca mühendis istihdam edilmesi gerekiyorsa, o binada bütün mühendislerimiz istihdam edilecek. Binaların özelliğine göre hem mimarlarımıza, hem de mühendislerimize yeterlilik getireceğiz. Bu da ilk defa olacak. Bu yeterlilikle birlikte o binayı yapabilecek teknik birikime sahip mimar ve mühendislerimiz gerek statik projeleri gerekse uygulama mimari projelerine imza atacaklar.  Yapacağımız projelerde de yeniden yükselecek Anadolu’muzda da bu anlayışla şehirlerimizin ihyasını gerçekleştirmiş olacağız.” şeklinde konuştu.

“Türkiye’de dere yatakları ve sıvılaşma riski yüksek bölgeleri imara kapatma, kat eksiltme dahil olmak üzere tüm çalışmaları içeren planlama sürecini kararlılıkla hayata geçireceğiz”

Bakan Kurum, bilim insanlarıyla taşkın riski konusunu da değerlendirdiklerini belirterek, “Dere yataklarını yapılaşmaya açılmaması konusunda gerekli tüm yaptırımları da uygulayarak hayata geçireceğiz. Bir taraftan da taşkın riski altındaki yapılara ilişkin Türkiye’de dere yatakları ve sıvılaşma riski yüksek bölgeleri imara kapatma, kat eksiltme, burada yeniden bir imar planı çalışması, kamulaştırma yolu da dahil olmak üzere tüm çalışmaları içerir bir planlama sürecini de kararlılıkla hayata geçireceğiz. Atacağımız her adımda vatandaşımızın mağdur olmadığı ve vatandaşımızın sürece dahil olduğu anlayışta onların rızası çerçevesinde bu süreci yürüteceğiz. Risk altındaki şehirlerimizde su ve kanalizasyon altyapısının yenilenmesi ve güçlendirilmesine, alternatif su kaynaklarının tespitine ilişkin afet anında, sel anında tek kaynaktan beslenen şehri alternatif kaynaklardan da beslemek suretiyle deprem anında da bu hizmetleri verecek altyapıyı İller Bankamızla ve belediyelerimizle birlikte yapacağımız ortak çalışma çerçevesinde yürüteceğiz. Yine bu bölgelerde inşaat faaliyetlerine yapılması noktasında su ve kanalizasyon altyapısını yenileyeceğimiz alanlarda  inşa faaliyetlerinin yapılmasına da kesinlikle izin vermeyeceğiz. Ani oluşan taşkınların denize iletilmesini sağlayan su hatları ve tünelleri tüm ülke sathında yaygınlaştıracağız. Bu da çok çok önemli. Çünkü ani taşkınlarda bu taşkınların denizi ulaştırılması çok önemli.” ifadelerini kullandı.

“Kamu hizmeti veren binaları riskli bölgelerden kaldırma, taşıma, güçlendirme ve yeniden yapım sürecinde her türlü yeni teknolojiyi kullanacağız”

Bakan Kurum, afet anında kamu binalarından alınan hizmetlerin aksamaması için yeni çalışmaları hayata geçireceklerini belirterek, “Hastane, okul, sağlık ocağı, kaymakamlık gibi kamu hizmeti veren, vatandaşlarımıza hizmet eden bu binaları riskli bölgelerden kaldırma, taşınma, güçlendirme süreci ve yapım sürecinde her türlü yeni teknolojiyi içine koyacağımız uygulamaları hayata geçirecek kararlarımızı aldık. Uygulamalarımızı şehrin var olan kültürüne, demografik yapısına, doğal ve tarihi dokusuna, sosyolojisine uygun bir şekilde yapımını tasarlamak suretiyle adımlarımızı atacağız. Tüm kamu binalarının vatandaşlarımızın toplu halde bulunduğu alanlarda afete karşı dayanıklılık yani bu binalarda herhangi bir risk var mı? Yok mu?  Testi yapılacak ve riskli olan kamu binalarının da hızlı bir şekilde yenilenme süreci başlatılacaktır. Özel ve nitelikli otel, alışveriş merkezi gibi 20 kat üstü yapılarda termik santrallerde, büyük baraj yapılarımızda yapı izleme sistemleri kuracağız. Bu da çok önemli. Bu tür yapıların, yapım sürecini an ve an takip edecek bir izleme sistemini hayata geçireceğiz. Türkiye bina envanterini bu anlamda hazırlayacağız. Hızlı bir şekilde binalarımızın hasar tespitini vatandaşlarımızın konutlarının riskli olup olmadığının tespitini yapacağız. Açıkçası tespiti yapmak suretiyle önümüzdeki tabloyu da net bir şekilde ortaya koymuş olacağız.” şeklinde konuştu.

“Afet anlarında binalara yaklaşacak ve hatta içinde gezebilecek kabiliyette insansız hava ve kara araçları geliştireceğiz”

Bakan Kurum, Türkiye’nin ürettiği insansız hava araçlarının artık afet bölgelerinde kullanılacağını belirterek, “Afet sonrasında oluşan zarar ve hasar tespitine dair dijital veri havuzu oluşturulacak. Bu dijital veri havuzunda tüm kurumlarımız da bu bilgilerden istifade edecekler ve devletin tüm birimleriyle entegrasyonu da bu manada sağlanacak. Yine boyutları ve ergonomisiyle gerek binalara yaklaşacak ve hatta içinde gezebilecek kabiliyette insansız hava ve kara araçları geliştireceğiz. Nasıl ki; bugün insansız hava araçlarında dünyada önde gelen ülkelerden biri isek, hem bayraktarımızla, hem diğer insansız hava aracı üreten kurum ve kuruluşlarımızla enkaza, hasar tespitine yönelik bir insansız hava aracı üretilmesi noktasında çalışmaları da yürütüyor olacağız.” diye konuştu.

“Türkiye’nin bina envanterini hazırlayıp, hasar tespitiyle risk durumunu tamamlayıp, tabloyu ortaya koyacağız.  Dijital veri tabanı havuzunda tüm kurum bu bilgilerden istifade edebilecek”

Bu anlamda Türkiye’nin bina envanterini hazırlayacaklarını kaydeden Bakan Kurum, “Hızlı bir şekilde binalarımızın hasar tespitini vatandaşlarımızın konutlarının yine riskli olup olmadığının tespitini, risk durumunu tamamlamak suretiyle bu tespitleri yapacağız, önümüzdeki tabloyu da net bir şekilde ortaya koymuş olacağız. Yine afet sonrasında oluşan zarar ve hasar tespitine dair dijital veri havuzu oluşturulacak. Bu dijital veri havuzunda tüm kurumlarımız da bu bilgilerden istifade edecekler ve devletin tüm birimleri ile entegrasyonu da bu manada sağlanacak.” dedi.

 “Bina kimlik belgesi sistemini, bu binaların denetimini düzenli yaparak hayata geçireceğiz. Türkiye’deki tüm binalarda da aynı şekilde periyodik muayenelere tabi olacaklar”

Yapı sektörünü yakından ilgilendiren bir kararın var olduğunu belirten Bakan Kurum açıklamasının devamında, “Tüm inşaat sürecinde çerçeveli, perdeli ve panel sistemleri, hafif beton ve çelik lif katkılı betonlar kullanmak suretiyle. Yine kauçuk ve çelik sismik izolatör uygulamalarında tüm ülke genelinde yaygınlaştırılması kararı alındı. Buna ilişkin de mevzuat düzenlemelerini hızlı bir şekilde ilgili kurumlarımız yapıyor olacaklar. Yapı sağlığı izleme sistemleri, yani bina kimlik belgesi dediğimiz ve bu süreçte yeni yapılacak binaların gerek statik projelerinin, gerek binalarda oturan vatandaşlarımızın bilgileri olsun. Ayrıntılı her türlü bilginin içerisinde olduğu bir sistemi, bina kimlik belgesi sistemini, eski binalarda da, bu binaların denetimini, düzenli denetimini yapmak suretiyle hayata geçireceğiz. Kullandığımız araçlar, otomobiller nasıl periyodik olarak muayeneye tabi tutuluyorsa, Türkiye’deki tüm binalarda da aynı şekilde periyodik muayenelere tabi olacaklar. Düzenli olarak binalarımız gidilecek, bina kimlik belgesi sistemi çerçevesinde denetimi yapılacak. Bu binalarda projeye dair herhangi bir kusur, değişiklik var mı, yok mu, düzenli olarak incelenmesi de sağlanacak. Tüm yapılarımız mimar, mühendis ve şehir plancılarımızdan oluşturacağımız yeni bir birim tarafından bu muayene işlemi yerinde gidip düzenli olarak yapılacaktır.” ifadelerine yer verdi.

“Yapılaşmada enerji verimli, iklim duyarlı, sıfır atık uyumlu ve ekolojik özellikli malzemelerin kullanımlarını 81 ilimizde yaygınlaştıracağız”

 Yeşil bina modelini mevzuatlara işlemek suretiyle hayata geçirmek istediklerini de kaydeden Bakan Kurum, “Yine güneş enerjisi kullanan, kendi suyunu tutan biriktiren ve bu biriken suyu peyzaj alanlarında kullanılan yeşil bina modelinde, tüm uygulamalarımızda mevzuatlarımıza işlemek suretiyle hayata geçirmek istiyoruz. Neredeyse sıfır atık üreten, sıfır enerji üreten binalar konseptine geçmek üzere bu çalışmaları da yapıyor olacağız. Yine Türkiye’nin uygun olan her yerinde ahşap ve yerele özgü uygun doğal yapı teknolojilerini etkin bir şekilde uygulayacağız ve yapılaşmada enerji verimli, iklim duyarlı, sıfır atık uyumlu ve ekolojik özellikli malzemelerin kullanımlarını da 81 ilimizde yaygınlaştırıyor olacağız.” diye açıklamada bulundu. 

“Türkiye’yi afetlere karşı dirençli bir ülke haline getirmek için afet merkezi, yeni bir finansal yapılanma ve yeni bir teşvik sistemini hayata geçirip, mesleki mesuliyet sigortası ve yetkin mühendislik uygulamasını zorunlu kılacağız”

Kentsel dönüşümde riskli yapı stokunun miktarına göre yeni bir önceliklendirme yapacaklarını da ifade eden Bakan Kurum, “Buna göre de yeni bir program oluşturulacak. Her şehrimiz için ayrı bir finansman modeli, ayrı bir projeyle birlikte hayata geçirilecek. Türkiye’yi afetlere karşı dirençli bir ülke haline getirmek için afet merkezi, yeni bir finansal yapılanma ve yeni bir teşvik sistemini de hayata geçireceğiz. Yapılacak tüm çalışmalarda mesleki mesuliyet sigortası ve yetkin mühendislik uygulamalarını zorunlu hale getireceğiz. Bu da çok çok önemli. Yapı denetime ek olarak da zemin uygulamalarında da bu mevzuatı değiştirmiş olacağız. Afet riskinin yoğunluğuna ve afet sınıfına göre ihtiyaç duyulan her yerde üniversitelerimizin öncülüğünde işte TÜBİTAK’la birlikte güvenli AR-GE Enstitüleri kuracağız. Buralarda bu AR-GE enstitülerinde hocalarımız, öğrencilerimiz, vatandaşımız her türlü yüksek lisans ve doktora programları açılacak ve bu programlarda eğitimlerini alabilecekler” dedi.

Genel

BOTAŞ’a İç Denetim Farkındalık Ödülü

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Türkiye’deki iç denetim profesyonellerinin meslek örgütü olan Türkiye İç Denetim Enstitüsü’nün (TİDE), iç denetimde farkındalık yaratmak amacıyla düzenlediği Farkındalık Ödül Töreni, 11 Mayıs 2023 tarihinde İstanbul’da gerçekleşti.

Bu yıl 13.’sü düzenlenen ödül töreninde, mesleki farkındalığın gelişimi ve yaygınlaşmasına katkıda bulunan ve toplumsal alanda fark yaratan kurum ve kişiler ödüllendirildi.

Uluslararası İç Denetçiler Enstitüsü (IIA) ve Avrupa İç Denetim Enstitüleri Konfederasyonu (ECIIA)’nun temsilcisi olan, 900’den fazla kurumu temsil eden ve 3000’e yakın üyesi bulunan, mesleğin profesyonellerinin yetkinlikleri, finans ve reel sektör şirketleri ile kamu kurum ve kuruluşlarının kurumsal yönetim kalitesi, mesleğin akademik gelişimi için çeşitli hizmetler sunan Türkiye İç Denetim Enstitüsü (TİDE) tarafından; iç denetim alanında öncü kişi ve kurumları takdir etmek amacıyla düzenlenen Farkındalık Ödülleri kapsamında BOTAŞ ödüle layık görüldü.

Enerji sektörünün lider Kuruluşu BOTAŞ, uluslararası geçerliliği bulunan CIA (Certified Internal Auditor) ve CISA (Certified Information Systems Auditor) sertifikalarının alınmasında çalışanlarını destekleyerek sürekli profesyonel gelişim konusuna verdiği önemi aldığı ödülle taçlandırdı.

Bu kapsamda, iç denetim mesleğinin uluslararası standartlar çerçevesinde yürütülmesi kapsamında BOTAŞ, Kurumsal Farkındalık ana kategorisinde Sertifikasyon Farkındalığı Ödülü’ne layık görüldü.

Okumaya Devam

Gündem

Erdoğan: Türkiye, 14 Mayıs Seçimleriyle Bir Demokrasi Şöleni Gerçekleştirdi

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçime ilişkin olarak yaptığı açıklamada, “Ülkemiz 14 Mayıs seçimleriyle bir demokrasi şölenini daha alnının akıyla tamamlamıştır” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi balkonundan vatandaşlara hitap etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine başlarken, kendisini karşılayanların coşkusuna işaret ederek, “İşte bu sevdanın neticesi burada. Bu, sevdalıların buluşması. Bütün bu maratonun neticesini bu akşam sizlerle yaşıyoruz. Birileri mutfakta, biz de balkonda” ifadesini kullandı.

Ankaralıları ve dava arkadaşlarını selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemiz 14 Mayıs seçimleriyle bir demokrasi şölenini daha alnının akıyla tamamlamıştır. Henüz kesin sonuçlar belli olmamakla beraber açık ara önde bulunuyoruz” diye konuştu.

Hem yurt içi oyların gayriresmî sonuçlarının belli olmasının hem de yurt dışı oyların sayımının biraz daha vakit alacağının anlaşıldığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Tabii biz fersah fersah geride olduklarını kendilerinin de bildiği bir tabloyu ‘Öndeyiz’ diye anlatarak, milleti bir kez daha muhtemelen son kez kandırmaya çalışanlar gibi değiliz. Biz milletimize karşı hep harbi ve hasbi olduk. Bugün de seçimde açık ara önde olduğumuzu biliyor ancak sonucun tam oranlarıyla ne şekilde tecelli ettiği henüz resmen önümüze gelmediği için millî iradenin tezahürünü bekliyoruz. Sonucu beklerken, sizlerin buradaki sevgisine mukabele etmek için geleneksel balkon konuşmamızı şimdiden yapalım dedik.”

“TARİHİMİZİN EN YÜKSEK KATILIMLI SEÇİMLERİNDEN BİRİNİ YAŞADIK”

İstanbul’dan Ankara’ya ve parti genel merkezine gelinceye kadar sevgileriyle, coşkularıyla, ahde vefalarıyla kendilerini yalnız bırakmayan vatandaşlara teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı şekilde sandık kurullarında görev alan, müşahit olarak veya bireysel gayretleriyle gönüllü bir şekilde sandıklara sahip çıkan, onlarla birlikte yurt dışı çalışmalarında vazife üstlenenlere de şükranlarını dile getirdi.

“Şüphesiz en büyük teşekkürü rekor bir katılımla sandık başına giderek ülkesinin ve kendisinin geleceği için tercihini sandığa yansıtan vatandaşlarımın her birine ediyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Seçimde tercihini bizden, AK Parti’den, Cumhur İttifakı’ndan yana kullanan kardeşlerime hassaten şükranlarımı sunuyorum. Kazanan, seçim tablolarının göstereceği rakamların ve oranların ötesinde tartışmasız bir şekilde ülkemiz olmuştur, milletimiz olmuştur. Türkiye, millî iradenin üstünlüğüne olan bağlılığıyla, vatandaşlarının siyasi tercihindeki özgürlüğüyle, dünyanın önde gelen demokrasileri arasında yer aldığını bir kez daha ispatlamıştır. Bu gerçeği seçimlere katılım oranının rekoruyla gösterdik. Dünyada benzeri yok. Tarihimizin en yüksek katılımlı seçimlerinden birini yaşadık. Bu gerçeği, milletimizin tercihini huzur içinde sandığa yansıtmasıyla gösterdik. Kayda değer hiçbir üzüntü verici hadise yaşanmadan bu seçimi tamamladık. Bu gerçeği, tüm parti temsilcilerinin gözetimi altında yürütülen seçim süreci ve sonuçlarının şeksiz, şüphesiz oluşuyla gösterdik.”

“SİYASİ HAYATIMIZ BOYUNCA İSTİSNASIZ HER ZAMAN MİLLÎ İRADENİN KARARINA SAYGI DUYDUK”

CHP yöneticileri ve bazı belediye başkanlarının tamamen kendi iç hesaplaşmalarının ürünü feveranlarının bu gerçeği değiştirmediğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Ülkemiz, hem siyasi hak ve özgürlüklerin kullanımı hem seçim sisteminin güvenirliği bakımından dünyaya örnek olacak bir işleyişe sahiptir. Kimsenin bu güzel tabloyu kendi kısır siyasi hesapları için bozmaya hakkı yoktur. Biz siyasi hayatımız boyunca istisnasız her zaman millî iradenin kararına, yani sizin kararınıza saygı duyduk. Bu seçimde de saygı duyuyoruz. Bundan sonraki seçimlerde de saygı duyacağız. Herkesten de biz aynı demokratik olgunluğu bekliyoruz. Seçim kampanyası dönemindeki tartışmalar artık geride kalmıştır. Bu süreçte herkes milletimize sözünü söylemiş, milletimiz de bugün kararını vermiştir. Artık buna yeni yeni kılıflar uydurmanın bir anlamı yok. Milletimizin kararının ne olduğunu gayriresmî kesin sonuçları açıklandığında hep birlikte göreceğiz.”

Sonuç ne olursa olsun Cumhurbaşkanı Seçimi’nde tercihini kendisinden yana kullanan yaklaşık 27 milyon vatandaşa şükranlarını sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tercihini kimden yana yaparsa yapsın bu demokrasi şölenine katılan yaklaşık 56 milyon vatandaşımızın her birine tekrar teşekkür ediyorum. Seçimlerde en yakın rakibimize şimdiden 2 milyon 600 bin civarında fark attık. Kesin sonuçların çıkmasıyla bu rakamın çok daha yükseleceğine inanıyorum” diye konuştu.

Seçim sistemindeki yüzde 50+1 oy sınırı sebebiyle Cumhurbaşkanı Seçimi’nin ilk turda bitip bitmediğini henüz bilinmediğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğer milletimizin kararı, Cumhurbaşkanı Seçimi’nin tamamlandığını gösteriyorsa zaten mesele yok. Şayet milletimiz tercihini, seçimin ikinci tura kalmasından yana yaptıysa onun da başımızın üstünde yeri var. Yüzde 50’nin üzerinde bir oy oranıyla bu turu bitireceğimize inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

Yurt dışı oyların sayımlarının devam ettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bunun için teşkilat mensuplarımızdan ve bize gönül veren tüm kardeşlerimden sandıklardaki ilçe ve il seçim kurullarındaki işlemler bitene kadar teyakkuz hâlinde olmaya devam etmelerini istiyorum. Zaferimizin gölgelenmesine yol açacak en küçük bir rehavete, en küçük bir zafiyete izin vermeden süreci takip edeceğiz. Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği seçimleri mevcut tabloyla bile Cumhur İttifakı’nın çoğunluğu kazanmasıyla neticelenmiştir. Şu anda parlamentoda çoğunluk Cumhur İttifakı’ndadır. Komisyonların genelinde Cumhur İttifakı hâkimdir. Dolayısıyla mecliste çoğunluğu Cumhur İttifakı’na veren milletimizin tercihinin Cumhurbaşkanı Seçimi’nde de güven ve istikrardan yana olacağından şüphe duymuyoruz.”

Seçim sonuçlarının ülkeye ve millete hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim sürecinde meydanlarda vatandaşlara söylediklerinin sonuçlarını aldıklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bir olacağız, hamdolsun milletimizin gönlündeki yerimizi tahkim ederek bir olduk mu? İri olacağız, hamdolsun ülkemizi daha da güçlendirerek iri olduk mu? ‘Diri olacağız.’ dedik. Hamdolsun millî iradenin üstünlüğü üzerindeki bulutları dağıtarak diri olduk mu? ‘Kardeş olacağız.’ dedik, hamdolsun sandıktaki tercihi ne olursa olsun yeni güne 85 milyon, kardeş olarak girdik mi? Dikkat edin, biz teröristlerle kol kola olmadık. Biz, Diyarbakır’daki Kürt kardeşlerimizin ölümüne neden olan Selo ile beraber olmadık. Biz, ‘cezaevi kapılarını kırarak bebek katillerini dışarı salacağız.’ diyenlerle beraber olmadık. Biz Kandil’den talimat alanlarla beraber olmadık. Biz talimatı sadece Rabbimizden, milletimizden alırız. ‘Hep birlikte Türkiye olacağız.’ dedik, hamdolsun 81 vilayeti ve gönül köprüleri kurduğumuz tüm kardeşlerimizle büyük ve güçlü Türkiye olduk.”

“BÜYÜK VE GÜÇLÜ TÜRKİYE’Yİ İNŞA ETMENİN MÜCADELESİNİ VERECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim sonuçlarının henüz kesinleşmemiş olmasının milletin tercihinin açık ara kendilerinden yana olduğu gerçeğini değiştirmediğini söyledi.

Millete bugüne kadar ne dedilerse, bundan sonra da aynı şeyi söyleyeceklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. Bu anlayışla milletimize önümüzdeki 5 yıl boyunca hizmet etmeyi sürdüreceğimize yürekten inanıyoruz” dedi.

Türkiye’nin her seçiminin elbette önemli olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “14 Mayıs seçimleri, gerek kurulan ittifakların mahiyeti gerek bu ittifaklara verilen gizli-açık desteklerin kaynakları itibarıyla siyasi tarihimizde ayrı bir öneme sahip olmuştur. Bu seçimi yaşayanlar çocuklarına, torunlarına Türkiye’nin nasıl bir siyasi iklimden geçerek Türkiye Yüzyılı’na ulaştığını anlatacak, ülkemizin demokrasi ve kalkınma atılımlarını yarım bırakmamak için milletimizin iradesine nasıl sahip çıktığını anlatacak, milletimizin birliğine, beraberliğine, kardeşliğine halel getirmemek için hangi oyunları bozduğunu anlatacak, millî iradenin gücünün nasıl bir destan yazdığını anlatacak.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu destanı milletle birlikte yazdıklarını ifade ederek, “Bugün burada bizlerle birlikte olan kardeşlerim başta olmak üzere partimizin tüm mensuplarına, Cumhur İttifakı’nın tüm mensuplarına, milletimizin her bir ferdine, çağrıda bulunuyorum; yarın sabahtan itibaren Türkiye Yüzyılı için milletimizin ve özellikle de gençlerimizin umutlarını en yükseğe çıkarmak için çalışmaya başlıyoruz” diye konuştu.

Gelecek dönemde de hiçbir tahrike, provokasyona, oyuna gelmeden sadece milletin gönlünü kazanmak için çalışacaklarını, koşturacaklarını, uğraşacaklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa etmenin mücadelesini vereceğiz. Unutmayınız, Türkiye Yüzyılı’nın yükselişinin önüne kimse geçemeyecektir” dedi.

Okumaya Devam

Gündem

MALATYA’DA YÜZBİNLERCE İNSAN ÇADIRDA YAŞIYOR AMA BELEDİYE BAŞKANI GÜRKAN’IN DERDİ MAKAM ARACI

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Şubat ayında meydana gelen depremlerde adeta yerle bir olan ve yüzbinlerce insanın çadırkentlerde yaşadığı Malatya’da, Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan, yeni makam aracı olarak, yaklaşık 1,5 milyon TL değerindeki TOGG satın almanın ve bundan sonra makam aracı olarak TOGG kullanacak olmanın büyük mutluluğunu yaşıyor.

Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan, makam aracı galerisine bir de TOGG eklediğini büyük bir müjde gibi açıklayarak, “Bu aracımızı Büyükşehir Belediyesi makam aracı olarak kullanacağız. “Huzurlu bir şekilde Malatya’mıza ve insanımıza hizmette kullanmak nasip olur inşallah” dedi.,

Selahattin Gürkan, Malatya Büyükşehir Belediyesi önünde düzenlenen törenle, yeni makam aracı TOGG’un direksiyonuna geçti ve törendeki vatandaşlara kornayla iletişim kurdu.

Konuyla ilgili olarak malatya.bel.tr’de yapılan açıklama şöyle:

“Türkiye’nin ilk Yerli ve Milli otomobili TOGG Malatya Büyükşehir Belediyesi makam aracı oldu. Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan, makam aracı olarak kullanacağı Türkiye’nin yerli ve milli aracı TOGG’u teslim aldı.

2017 yılında Yerli ve Milli aracın yapılacağının Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından duyurulmasının ardından sipariş veren kamu kurum ve kuruluşlarıyla birlikte belediyeler arasında yer alan Malatya Büyükşehir Belediyesi, ilk aracını teslim aldı. Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan’ın makam aracı olarak kullanacağı TOGG, Başkan Gürkan tarafından teslim alındı.

TOGG’u teslim alan ve sürüş deneyimini yaşayan Başkan Gürkan, Türkiye Yüzyılı için yerli ve milli bir araç olan TOGG’un farklı bir sürüş keyfi verdiğini belirtti. Başkan Gürkan, yapılan teknolojik atılımlarla birlikte yerli ve milli markaların Türkiye’nin oyun kuran bir devlet haline geldiğinin göstergesi olduğunu söyledi.

Yerli ve Milli aracın kendilerini gururlandırdığını belirten Başkan Gürkan yaptığı açıklamada, “Yerli ve Milli aracımızın olması bizi gururlandırdı, onurlandırdı. Ülkemizi gururlandırdı. Bu gelişme ile birlikte bizde bu dünyada teknolojik gelişmelerde varız dedik. Hürkuş ile başlayan Nuri Demirağ’la başlayan daha sonra inkitaya uğrayan çok partili döneme geçtikten sonra devrim arabasıyla devam eden 1960’lardan sonra bazı entrikalarla üretimine ara verilen ve üretilmeyen yerli araçlar Cumhurbaşkanımız liderimiz Sayın Recep Tayyip Erdogan’ın 5 şirkete talimat verip artık bu konuda yerli ve milli bir aracın yapılması noktasındaki vizyonu ve ufku ile birlikte Türk müteşebbisinin harekete geçmesini görüyoruz. 2002 yıllarından sonra başlayan bu süreç 2007 yıllarında ayrı bir ivme 2015 yılından sonra daha hızlı bir ivme yakalamış ve 2023 yılında Cumhuriyetimizin 100. Yılında Cumhuriyetimize yakışan yerli ve milli bir otomobil üretilmiştir.  

Yerli ve Milli bir otomobil versiyon olarak 2035 yılının ötesi düşünülerek üretilmiş bir versiyon. Fosil yakıtların 2035 yılından sonra kullanımının yasak olması artık mazot, benzin ve benzeri yakıtları kullanan araçların daha sonraki süreçte kademeli olarak trafikten men edileceğini düşünürseniz bu versiyon 2035’in ve daha yukarı bir vizyonun üzerine hazırlanmış bir tasarımdır. Bu tasarımı yapan Türk mühendis ve teknik elemanlarımıza bu vizyonu Türk mühendis ve teknik elemanlarına gösteren Sayın Cumhurbaşkanımıza bu vizyonu yerine getiren müteşebbis iş insanlarımıza teşekkür ediyorum. İnşallah yerli ve milli aracımız TOGG’a bundan sonra Türkiye’nin ve Malatya’nın yollarında kazasız belasız seyirler temenni ediyorum. Allah hayırlı etsin. Bu aracımızı Büyükşehir Belediyesi makam aracı olarak kullanacağız. Huzurlu bir şekilde Malatya’mıza ve insanımıza hizmette kullanmak nasip olur inşallah.

İnşallah yarın Bayraktar ile birlikte, Kızılelma ile birlikte Roketsan’ın üretmiş olduğu roketler ile birlikte SİHA-İHA ile birlikte, TCG Anadolu ile birlikte Uçak gemilerimizle birlikte Türkiye artık dünyada bende buradayım diyen piyon olarak değil oyun kuran bir ülke konumuna geldi. Bu duruma gelmesinde bu vizyonu bize gösteren başta Sayın Cumhurbaşkanımıza, Sanayi ve Teknoloji Bakanımıza, Bakanlarımıza, müteşebbislerimize ve teknik adamlarımıza teşekkürlerimi sunuyorum. Türk Devletine ve Milletine hayırlı olsun. İnşallah bu yeni bir başlangıç olur uzayda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği ileri hedef noktasında ‘İstikbal göklerdedir’ anlayışı içerisinde muasır medeniyetin üzerine çıkmak dileğiyle” şeklinde konuştu.  

Büyükşehir Belediyesi önünde sergilenen Yerli ve Milli aracımız TOGG’a ilgi gösteren vatandaşlar fotoğraf çektirmeyi de ihmal etmediler”

Okumaya Devam

GÜNDEM